| Mesaj Oku - Mesaj Yaz - Yönetim Paneli | |
![]() Türkiye/Tekirdağ Yazan: Mürefte -tr Eklenme Tarihi: 11.11.2011 01:44:42 sürekli link |
Mürefte'den İşgal Günleri AnısıMürefte'den İşgal Günleri Anısı
Yazar Mahmure Özkan Yunan askerleri bir gecede Tekirdağ’ı almışlar ve orada büyük bir katliam girişiminde bulundukları haberi hemen Mürefteye gelmişti. Tekirdağ’ın istilasından iki gün sonra Yunan ordusu büyük bir ihtişam ve gösterişle o gün tahta olan iskeleden Mürefteye ayak bastılar. Bizlerin bulunduğu yerli halktan bazıları Avşa'ya, Karabiga'ya ve Bandırma' ya hemen kaçmıştır. Bizler Balkan Harbinde yapmış olduğumuz bu ricadın acı sonuçlarını gördüğümüzden kaçmayı denemedik bile. Çünkü büyüklerimiz Çanakkale’de ve Yemen'de şehit olmuşlar, şehirde eli silah tutan kimse kalmamıştı. Eli silah tutanlar da, ya CAFER TAYYAR PAŞA ordusuna veya Anadolu’da Atatürk ordularının saflarında düşmanla savaşıyordu. Yani anlayacağınız, şehirde kadın ve çocuklardan başka kimse yoktu. Rumlar ise Mürefte’de bayram yapıyorlar bağrışmalar, şarkılar... Mürefte bir panayır alanını andırıyordu. Biz yerli halk suskun ve ürkek, evlerimizde olacakları bekliyorduk. Allaha dua ediyor ve ordumuzun muzaffer olması için adeta yalvarıyorduk. Bizim evimiz o tarihlerde, bugünkü yeni cami sokağındaydı. Yunan ordusu caminin yanından bugünkü sağlık ocağına doğru yürüyordu.Caminin karşısında o tarihlerde bir kahvehane vardı.İşte Yunanlılar bu kahvenin yanından geçerken, ismini sonradan öğrendiğimiz biri kahveden fırlayıp ordunun ve Rumların arasına karışıp, yukarı doğru gitmeye başladı. Biz bunu o tarihte kahveci Arif olarak tanıdık. Şimdiki sağlık ocağı, o zamanlar hükümet konağı olan iki katlı bina önüne geldiler ve ‘KATA TÜRKİYE-ZİTO VENİZELOS’ bağrışmaları, haykırışları altında merasimle kendi bayraklarını çektiler. İşte ne olduysa o an oldu. Biraz evvel kahveden çıkıp ordunun arasına karışan, sonradan namı GAVUR olarak koyulan, kahveci Arif, Türk Bayrağını hükümet binasından kendi elleriyle indirdi. Yunan bayrağı göndere çekilmeye hazır... Bizim TÜRK Bayrağı ise göndere sarılmış hüzünlü bir şekilde kendisini bırakmaması için, adeta göndere yalvarıyordu. İnanın ki, o günkü manzarayı hatırladıkça ilahi bir kuvvetin bayrağımızı bırakmadığına bugün bile inanırım. Gavur Arif sayesinde bayrağımız gönderden indirildi. Yunan bayrağı adeta toptop olmuş açılmıyordu. O zamanlar samimi arkadaşım Leman Cambaz yanıma gelip ’Mahmure ordumuz muzaffer olacak,bak bu kafirlerin bayrağı bile açılmıyor’ dedi. Gönderden indirilen bayrağımız kahveci tarafından Koca Nikoloptan’a verildi. Bu subay müsveddesi de buruşturarak bayrağı askerlere verdi. Yunan askerleri ilk başlarda bize eziyet yapmadılar. Bunun sebebi de, Mürefte'de yaşayan Rumlarla uzun zaman beraber olmamız ve komşu olmamızdı. Ne var ki, çeşmeye su almaya gittiğimizde, bizlerin testilerini kenara atıyorlar veya içine tükürüyorlar, bizlere bu şekilde eziyet ediyorlardı. Bu yapmış oldukları eziyetleri yavaş yavaş artırmaya başladılar. Bir gece Mürefte’de yaşayan 10-12 kadar genci ve benim dayımın çocuğunu evlerden topladılar. Dayımın çocuğu bir yolunu bulup karanlıktan istifade ederek kaçmayı başarmış. Götürdükleri öbğr delikanlıları Pelahur' da kurşuna dizmişler. Üzerlerini toprakla örtmüşler. Kısa bir süre geçtikten sonra, bazı evlerin bahçelerinde insan kafaları ve kemikleri bulunmaya başlayınca, olayın vahametini kavradık. Evlerimizden çıkmaz olduk. Aradan kısa zaman geçti ki; sahilde İngiliz ve Yunan gemileri tur atmaya başladı. Rumlar eşyalarını topluyor ve gemilere bindirilerek götürülüyordu. Ordumuz savaşı kazanmış ve Atatürk bu vatanı kurtarmıştı. O zaman faaliyette olan kilisenin papazı ve Koca Nikoloptan papaz evide kalıyordu. Koca bir sandık mücevheratı ile birlikte bir gemiye binip, Mürefteyi terk ettiler. Şehirde kadın, kızanlardan başka kimse kalmamış, sokaklar başı boş hayvanların adeta gezinti yeri olmuştu. 17 KASIM 1922 günü sahilde bir sandalın içerisinde sayıları 20-25 olan Türk Askerleri tahta iskeleye yanaştı. Denizde mevsim kış olması sebebiy ile fazlaca fırtına vardı. Kayık tahta iskeleye çarptı ve parçalandı. Askerlerimiz ıslanmalarına rağmen meydana çıktılar. Bizler ağlıyorduk. Bayrağımızda ıslandığından püskül gibi sarkıyordu. Bugünkü ATATÜRK heykelinin bulunduğu yere merasim duruşu olarak yayıldılar. O zaman Rıza beyin annesi yanımıza gelip yüzlerimizi açtırdı ve halkla beraber marşlar söyleyerek askerlerimizi coşkuyla karşıladık. Mahmure Özkan hanımefendinin Kasım/2008'de anlattığı anıdır. Bu anı mürefte.info sitesinde yayınlanmıştır. |
![]() Türkiye/Aydın Yazan: hasan Eklenme Tarihi: 24.09.2011 12:58:17 sürekli link |
murefteŞirin bir belde mürefte |
| Toplam Mesaj: 2 | Sayfa : 1 |
| © MUREFTE KONUK DEFTERİ Tüm Hakları Saklıdır | |